- AB, 2007’den beri biyoyakıta zorunlu karışım getiriyor; bazı ülkeler kaldırdı.
- Finlandiya, 2022-23 biyoyakıt zorunluluğunu azalttı; maliyetleri düşürmeyi hedefliyor.
- Almanya 2030’da tarımsal hammaddeleri biyoyakıttan çıkararak fiyat istikrarı hedefliyor.
- Romanya’da yatırımlar artıyor; AB yönergesi henüz uygulanmadı; Clariant Podari biyetanol, OMV Petrom SAF üretimi planlanıyor.
Yakıt fiyatları tüm Avrupalı sürücüler için önemli bir endişe haline geldi ve hükümetleri maliyetleri dengelemek için çözümler aramaya itti. AB 2007 yılından itibaren klasik yakıtlara biyoyakıt katılmasını zorunlu kılıyor; fakat son dönemde dört üye ülke bu yükümlülüğü kaldırmaya ya da azaltmaya karar verdi. Bu adım, biyoyakıtların benzin ve dizel fiyatlarını artırdığına dair endişelerle bağlamında atılıyor.
Her üye devlet, yakıt fiyatlarını makul seviyede tutmak için kendi stratejisini geliştirdi; ancak zorluklar büyüktür. Bir yandan maliyet baskısı, diğer yandan AB’nin sürdürülebilir enerjiye geçiş ve emisyonları azaltma hedefleri var.
Dört Ülke Biyo-yakıt Karışımı Zorunluluğunu Kaldırıyor
Finlandiya
Finlandiya, 2029’a kadar biyoyakıt oranını yüzde 30’a yükseltmeyi hedefliyordu. Ancak yetkililer, 2022 ve 2023 için biyoyakıt karışımı zorunluluğunu azaltmaya karar verdi; ana amaç, fosil yakıtlar ile yenilenebilir yakıtlar için fiyatları düşürmektir.
Letonya
Letonya, fiyatları stabilize etmek için biyoyakıt karışımı zorunluluğunu 1 Temmuz 2022 - 31 Aralık 2023 dönemi için askıya aldı. Bu süre zarfında benzin ve dizelde biyoyakıt eklemek dağıtıcılar için gönüllü hale geldi.
Almanya
Almanya, daha radikal bir yaklaşım önermekte; 2030’a kadar tarımsal hammaddelerin biyoyakıt üretiminden tamamen çıkarılmasını hedefliyor. Alman gerekçesi sadece fiyatları istikrarlı tutmaya yönelik değil; ayrıca küresel gıda güvenliği endişelerini de kapsıyor.
Çekya
Çekya, biyoyakıt kullanımını 1 Temmuz 2023’ten itibaren isteğe bağlı hale getiriyor; fakat sera gazı emisyonlarını ve kirliğe karşı yükümlülükler yürürlükte kalıyor.
Küresel Biyo-yakıt Perspektifleri
ABD Tarım Bakanlığı, biyoyakıt tüketiminin önümüzdeki dönemde düşeceğini öngörüyor; bu durum, yükselen yakıt fiyatları ve Ukrayna çatışmasının enerji piyasasındaki dengesizliğiyle ilişkilendiriliyor.
Bununla birlikte, biyoyakıt gelişiminin ülkeden ülkeye değişkenlik gösterdiği belirtiliyor. Genel talep azalmasına rağmen Fransa, Almanya, Polonya, Macaristan, Bulgaristan ve Romanya’da biyoyakıt üretiminin artması bekleniyor.
Romanya’daki Durum: Büyük Yatırımlar Belirsizlik İçinde
Romanya, çelişkili bir tabloya sahip. Bir yandan biyoyakıt fabrikalarına önemli yatırımlar yapılırken, diğer yandan birçok Avrupa ülkesi biyoyakıt kullanımını azaltıyor. Ayrıca 2021-2031 için AB’nin Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının kullanımını teşvik yönergesi henüz Romanya mevzuatına tam olarak aktarılmadı.
Biyo-yakıt Üretimine Önemli Yatırımlar
İsviçreli Clariant, Podari’de selüloz biyetanol üretimi için son teknoloji bir fabrika açmayı planlıyor. Yatırımın yaklaşık 140 milyon avro olduğu tahmin ediliyor ve yaklaşık 800 iş yaratması öngörülüyor.
OMV Petrom, Petrobrazi rafinerisinde havacılık için sürdürülebilir yakıt (SAF - Sustainable Aviation Fuel) üretimini duyurdu. Süreç, yerel pazardan elde edilen kanola yağı ile işlenecek ve ticari uçuşlardaki CO2 emisyonlarının azaltılmasına katkıda bulunacak.
Romanya’nın Biyokütle Potansiyeli
Tarım Bakanlığı’na göre Romanya yıllık olarak bitki atıklarından 35 ile 50 milyon ton biyokütle üretebilme kapasitesine sahiptir. Bu enerji potansiyeli, her yıl gerçekleştirilen enerji bitkileri üretimine bağlı olarak değişir.
2020’de Romanya yaklaşık 300.000 ton saf biyodizel üretmiştir (INS’e göre 292.374 ton); Avrupa Birliği genelinde toplam üretim 21,8 milyon tondur. Ülkemiz, Avrupa üreticileri sıralamasının başında yer alan ülkelerden biri değildir; liderler şöyledir:
- İspanya: 4,2 milyon ton
- Almanya: 3,7 milyon ton
- Fransa: 2,3 milyon ton
Romanya Piyasası İçin Zorluklar ve Fırsatlar
Birçok Avrupa ülkesinin biyoyakıt kullanımını zorunlu kılmayı bırakması, Romanya’daki yatırımların geleceği konusunda önemli sorular doğuruyor. Yine de AB’nin karbon emisyonlarını azaltma ve yenilenebilir enerji geliştirme taahhütleri geçerliliğini koruyor; bu durum uzun vadede biyoyakıt talebini sürdürebilir.
Romanya, tüketiciler için yakıt fiyatlarını düşürme ihtiyacı ile yerel biyoyakıt endüstrisini geliştirme fırsatı arasında bir denge kurmalıdır; bu, ülkenin enerji bağımsızlığına ve çevre hedeflerine katkıda bulunabilir.
sura foto: digi24.ro